2009 Yaz tatili planınızı burada yapın. Oteller, moteller, hoteller, tatil köyleri, yurtiçi - yurtdışı turlar, rezervasyonlar, uçak biletleri, ekonomik tatil, ekonomik tatiller…
Pausanias’a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur. M.Ö. 7.yy’da tiranlar tarafından yönetilen kent M.Ö. 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir. Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır. Oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilidir. Kentte yapılan arkeolojik çalışmalarda, M.Ö. 7.yy’ın 2. yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır.
Çeşme yöresi, XI. yy. sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliği ile tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, XIV. yy. sonlarındadır. En çarpıcı Osmanlı eserlerinden biri burada bulunan Çeşme Kalesi’dir. Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir. Kaleye ek olarak bir de kervansaray bulunmaktadır.
Tarihi ve turistik mekanlar
Â
Çeşme Sahil
ÇeÅŸme Kalesi ve Müzesi [deÄŸiÅŸtir]ÇeÅŸme’nin en çok ziyaret edilen tarihi eseri II. Beyazıt’ın yaptırdığı kale bugün müze olarak kullanılmaktadır. ÇeÅŸme kalesi ise, 1508 yılında Osmanlı PadiÅŸahı II. Beyazıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla, Mimar Ahmet oÄŸlu Mehmet’e yaptırılmıştır. Kalenin ilk inÅŸaatı tam deniz kıyısına yapılmıştır. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır. Kale ve liman, ticaret ve savaÅŸ gemilerini kötü hava koÅŸullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar çok iyi bir ÅŸekilde korunarak gelen kale içinde ÇeÅŸme Arkeoloji Müzesi yer almaktadır.
Çeşme Müzesi
ilk defa 1965 yılında İstanbul Topkapı Müzesi’nden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup, 1984 yılına kadar böyle devam etmiÅŸtir. Müzede bulunan silahlar salondaki aşırı nemden dolayı oksitlenerek bozulmaya baÅŸladığından, İzmir Arkeoloji ve ÖdemiÅŸ müzelerine devredilmiÅŸtir. Aynı teÅŸhir salonu düzenlenerek 1964 yılından beri devam eden Ildırı (Erythrai) antik ÅŸehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmektedir.
Kervansaray
1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan iki katlı kervansaray, tipik Osmanlı dönemi kervansaraylarından biridir. Bir benzeri de KuÅŸadası’nda (Öküz Mehmet PaÅŸa Kervansarayı) bulunan yapının mimarı, Ali Pabuççu’nun oÄŸlu Ömer’dir. “U” biçiminde bir plana sahip olan yapının ortasında geniÅŸ bir avlu, bu avlunun çevresinde de dükkan, depo ve odalar yer almaktadır. Merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış. Bunlar mekanı ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut ya da ÅŸehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer olarak kullanırlarmış. Bu kervansarayın restorasyonu tamamlanmış olup günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.
Erythrai, Çesme merkezine 27 Km. uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel bir koyun üzerinde kurulmuÅŸtur. Arkeolojik kalıntılarda M.Ö. 3000 de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduÄŸu anlaşılmaktadır. Åžehrin kuruluÅŸunu takiben bir süre krallıkla yönetildiÄŸi bilinmektedir. M.Ö. 7. yüzyıl da İyon ÅŸehirleri arasında oluÅŸturulan dini ve siyasi birlik olan “Panionion” a girmiÅŸtir. Pers egemenliÄŸinden kurtulmak için gerek Yunanistan`daki gerekse Anadolu`daki ÅŸehirler zaman zaman giriÅŸimlerde bulundukları bilinmektedir. Nitekim Erythrai de Yunan donanmasının yakılması ve baÅŸarısızlıkla sonuçlanan Lade Deniz Harbine (M.Ö. 494) katılmışlar ve daha sonra Attik-Delon Deniz birliÄŸine de üye olmuÅŸlardır. M.Ö. 4 yüzyılda Karia`daki Pers satrap Mausolos ile de dostane iliÅŸkilerinin olduÄŸu bilinmektedir. Öyle ki Erythrai’liler Mausolos`a duydukları şükran hissinin bir ifadesi olarak onun Tunç`tan yapılma, altın saçlı heykelini Agora’ya dikmiÅŸlerdi. Perslerle Mausolos dolayısıyla olan bu yakınlaÅŸma, Erythrai`lilerle büyük iliÅŸkileri bulunan Atameus Kralı Hermias’ın M.Ö. 345′de Perslere karşı harekete geçmesiyle bozulmuÅŸtur. Erythrai otonomisini kaybetmiÅŸ, ancak M.Ö. 334′de İskender`in ÅŸehri almasıyla bağımsızlığa kavuÅŸmuÅŸtur. Erythrai hakkında milattan sonraki asırlara yönelik pek bilgi bulunamamaktadır. Önemini yitirdiÄŸi için, Bizans egemenliÄŸinde köy hüviyetine girmiÅŸtir. On birinci asra kadar Ephesos metropolitine baÄŸlı psikoposluk ÅŸeklinde görülen Ertyhrai`nin Çaka Bey`den sonra Türk egemenliÄŸine girdiÄŸi bilinmektedir. Kesin olarak Türk egemenliÄŸine girdiÄŸi 1336′dan sonra Erythrai, Erythre, Rhtrai, Lythri ÅŸeklinde isim deÄŸiÅŸikliklerine uÄŸrayan bu yerleÅŸim yeri, 16.yüzyıldan sonra İlderen ve Ildırı halini almıştır. Kaynaklardan Erythrai akropolünde Athena mabedinin bulunduÄŸu bilinmektedir. Yapılan kazılarda mabedin kendine ait mimari elemanı çıkmamış olmakla beraber Arkaik devre ait altın, fildiÅŸi, bronz ve fayanstan mamul birçok küçük eserle, birinci sınıf işçilik gösteren vazo parçaları, heykel ve heykelcilikle ilgili adak eserleri bulunmuÅŸtur. Akropolün batı eteÄŸinde köyün evleri ile düz alan arasında resmi Agora’nın bulunması kuvvetle muhtemeldir. Antik kaynaklardan Agora`da Artemisia`nın altın çelenkli heykelinin bulunduÄŸunu öğrenmekteyiz. Ancak ÅŸu anda bunun yeri belli deÄŸildir. Erythrai’den çıkarılan taşınabilir eserlerin tümü İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.Bunlardan bazıları: piÅŸmiÅŸ topraktan yapılmış olan tanrı ve tanrıça heykelleri, büstler, mermer heykeller, gümüş ve bronz sikkeler, altın varak, amphoralar vb.
Ildırı’da gözle görülen kalıntıların başında ÅŸehir surları gelir. Bunun yanında akropolis, kuzeyinde tiyatro ve yapılan kazılarda ortaya çıkan Hellenistik ve Roma Döneminden kalma villa yapıları, Arkaik Döneme ait Athena tapınağı, Bizans döneminde inÅŸa edilmiÅŸ kilise, Cennettepe olarak adlandırılan yerde Roma villası ve mozaikleri, Geç Roma-Bizans Döneminde inÅŸa edilmiÅŸ hamam yapısı görülebilir. Ildırı antik ÅŸehrinde yapılan kazı ve araÅŸtırmalar sonucunda ortaya çıkarılan askeri ve sivil yapıları ziyaretçiler ücretsiz olarak ziyaret etmektedirler.
ÇeÅŸmelerÂ
Çesme’nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanı sıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeÅŸmeleri de, bu mimari zenginliÄŸine ayrı bir deÄŸer kazandırır. İlçe merkezi planında yerleri belirlenen bu çeÅŸmelerden Anonim ÇeÅŸme 1792 yılında, Kaymakam ÇeÅŸmesi de 1829 yılında yaptırılmıştır.
Çeşmeköy
“Eski Camii” olarak da anılan yer, ÇeÅŸme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliÄŸi sırasında I. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yılında ÇeÅŸme`ye gelmiÅŸ ve OÄŸuz Boyundan gelen Türkleri bu merkeze yerleÅŸtirmiÅŸtir. Halen bir cami kalıntısı ve geniÅŸ mezarlığıyla 11. yüzyıl Türk yerleÅŸmelerine ait ilginç bir örnektir.
Plajlar
Altın kumsallar ve Ilıca: 2 Km`ye yakın uzunluktaki geniÅŸ ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla ÇeÅŸme’nin en büyük ve popüler turizm merkezidir. Denizin içinden kaynayan sıcak termal sular, Ilıca plajını ve yöredeki diÄŸer plajları büyük birer termal havuz haline getirir.
Â
Alaçatı Plajı, Ilıca`daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Birçok küçük otel ve pansiyonlar da bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Özellikle termal kaynaklarla beslenen sığ sularda, ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir.
Kaynak: Wikipedia Türkiye (Vikipedi)
Yorum Yaz